İsminin üzerinden…
“şiir nedir?” diye sorsa biri mesela…
“gitmek” derim hemen;
“sevdiğini bırakabilip de gitmek”
isminin üzerinden az evvel bir örümcek geçti
kalemin tersiyle öldürdüm!
telefon numaranı unutmuşum, adresin aklımda
geldim, evinizin yerinde yeller esiyor
dönüşüp kent olacakmış diyorlar
öyle kalakalmışım, tutulmuş nutkum
yüzüm düştü; Göğebakan’dan bir şarkı tuttum
olmayan binanın penceresinde seni görürüm diye
belki sen de beni görür sevinirsin diye
bunun benimle alakalı olmadığını söylese bari
çekse kenara teselli etse, sırtımı okşasa biri
diye ne küfür varsa içime attım, afiyetle yuttum
ellibeş yaşındayım, uçurumun başındayım
iş yok güç çok, yok kendime ait bir şehrim
daha fazla utanmamaya uğraşıyorum hepsi bu
galiba yok başka da bir işlevim
heves de kalmadı; ne cenaze isterim ne düğün
o yüzden çektim karşıma konuştum gölgemle
“umrum değil ha, ne bildiğin ne düşündüğün
dayanamam daha da fazla hayatın kışındayım
önemli olan tek şey beni nereye götürdüğün!”
gençliğimizi çalmışlar doğru mu Jülidem
öyle diyorlar.
bundan sonra böyle, belli, boşlukta salınacağım
bu sefer uyacağım şeytana kesin biliyorum
ne efendiliğim umrumda ne esaretim
arayıp bulacağım Baphomet’in evini, yakacağım
elimde güneşin gözü, etimde cesaretim
şarkılar söyleyecek kan revan içinde
o küçük çocuk için incinecek
bir tek güzel gün için diz çöküp yalvaracağım
harmanlanacağım
üsküdar vapurunda yaz bitmiş diyorlar
galata’dan da eskisi kadar inen yok
akşam iş çıkışı hava yağmurlu
simitçiyle laflıyorum hiç tadı yok
istiklal sessiz, hatırlarımız sayan yok
şarkımız ortadan kaybolmuş
köpekler susmuş diyorlar
beyazıt kütüphanesi halkalı’ya taşınmış…
çınaraltı’nı da tuzla’ya mı aldılar
maalledeki işkembeci kapanmış?
yapraklar erkenden düşmeye başlamış
haz, safı alnından vuruyormuş
eylül’de gelememe sebebim aşikar
güz lafı, beklemekten geliyormuş
az biraz daha acı, biraz daha ağıttan sonra
çiçekler küsmüş diyorlar, dönmüşler şaşkına
doğru mu bunlar Jülidem
doğru mu söyle Allah aşkına !?
değse bu kadar beklediğime
gelsem diyorum bir süreliğine
tek başıma oturur cumhuriyet’te
bir yetmişliği bitirir, bir de yolluk alır
içimden ‘vazgeçilmiyor’ şarkısını söyler
üzülür dönerim diye korkuyorum
o yüzden bu tasam, bu perişanlığım
bu yüzden gelmiyorum
aklımın kenarından az evvel büyümek geçti
elimin tersiyle…
susturdum!